İçim gitti ama yine sarılamadım sana, yine dokunamadım..
Son kez oturduk, son defa bu kadar yakından bakabildim sana, son defa gözlerinin yeşiline..
“Biraz sessiz yani, fazla sessiz burası. Sanki fırtına kopacakmış da… Öncesi gibi sessiz yani. Ben değiştim biliyorum. Sanki başka bir adammışım gibi geliyor bana da bazen. Ama beni böyle de, böyle de sev istiyorum. Biraz bencilce, Biliyorum. Ama ne yapayım, Seni hala çok seviyorum. Bozulan şeyleri böyle düzeltmek değilde, Her şeye yeniden başlamak istiyorum. Ve yine o aynı heyecanı, Ne yapacağını bilmeme telaşını istiyorum. Oysa ben hala senin gözlerine bakarken konuşamıyorum. Bir sürü şey söylemek geliyor içimden, Ondan sonra hepsini birbirine karıştırıyorum. Bu yüzden sürekli saçmalıyorum. Sensiz öyle daldım ki, toparlayamıyorum… Fırtına kopmuş da, alabora olmuş gibiyim. Çok konuştum kusura bakma. Ben sadece şunu söylemek istiyorum; Seni almaya geliyorum. Nasıl özlediğimi, anlatamam başka türlü…”
Münkesif bir kalbin iç burkan acziyetini kimselere söyleyememek de başka bir acı veriyor insana.
Tarık TufanSana gitme demeyeceğim.
Üşüyorsun ceketimi al.
Günün en güzel saatleri bunlar.
Yanımda kal.
Sana gitme demeyeceğim.
Gene de sen bilirsin.
Yalanlar istiyorsan yalanlar söyleyeyim,
İncinirsin.
Sana gitme demeyeceğim,
Ama gitme, Lavinia.
Adını gizleyeceğim
Sen de bilme, Lavinia.